İçeriğe geç

Sus kodu nedir ?

Sus Kodu Nedir? Bir Toplumsal Fenomenin Güçlü ve Zayıf Yönleri

Son yıllarda sosyal medyada, özellikle tartışmaların ve diyalogların hızla yayıldığı platformlarda popülerleşen bir terim var: “Sus kodu”. Kimileri için bir tür “kapanış”, kimileri içinse sadece bir “kaçış yolu”. Ama bu terim, aslında ne ifade ediyor ve toplumsal anlamda bize neler söylüyor? Gelin, “Sus kodu”nun güçlü ve zayıf yönlerine birlikte bakalım.

Sus Kodu Nedir?

Öncelikle, “sus kodu”nun ne olduğuna net bir şekilde bakalım. Kısa bir tanım yapacak olursak: Sus kodu, birinin tartışmada haklı olduğunu düşündüğü noktada, karşı tarafı susturmak için kullanılan bir “yöntem” olarak tanımlanabilir. Özellikle sosyal medyada, birinin haklı olduğu noktalarda karşısındaki kişinin söylediklerine karşı “sus” diyerek sonlandırdığı, genellikle gerilimi azaltmak amacıyla kullanılan bir ifadedir. Ama tabii, bunun altında başka dinamikler de yatıyor.

Herkesin savunduğu bir şey vardır ve kimse kolay kolay tartışmayı kabullenmek istemez. Sosyal medyanın anonim yapısı, birbirimizi anlamadan, başkalarının düşüncelerine saygı göstermeden, sadece “sus” diyerek savunma yapmamıza yol açıyor. İşte, “Sus kodu” bunun bir yansıması.

Sus Kodu’nun Güçlü Yönleri

1. Netlik ve Kesinlik:

Bir tartışma sırasında, herhangi bir tarafın konuyu sürdürmeye devam etmek yerine “sus” demesi, bir bakıma işleri netleştirir. Karşıdaki kişiye, “Artık senin söyleyecek bir şeyin yok” der gibi. Bunu, bazen sosyal medyada ya da günlük hayatımızda kendimizi ifade etmekte zorlandığımız bir noktada bir çözüm olarak görebiliriz. Çünkü zaman zaman, uzun bir tartışma kısır döngüye girebilir ve iki taraf da birbirine bir şeyler anlatmaya çalışırken, konu her seferinde başka bir yöne sapar. “Sus kodu” burada, biraz da olsa konuşmayı durdurur ve işi bitirir.

2. Kısa ve Öz:

Her şeyin hızla tüketildiği bir dönemde yaşıyoruz. Twitter’da 280 karakterle derdini anlatmaya çalışan biri için uzun uzun cümlelerle karşılık vermek yerine, “Sus!” demek, işin özüne inmenin kısa yolu olabilir. Çünkü çoğu zaman, söylenecek çok şey olsa da, insanlar öyle bir hızla yanıt veriyorlar ki, süre kısıtlaması da var. Bu noktada “sus kodu”, hızlı bir çözüm gibi görünse de aslında bir noktada gereksiz tartışmalardan da kaçınmanızı sağlar.

Sus Kodu’nun Zayıf Yönleri

1. Tartışmayı Bitirmeyi Sevmek, Gerçekleri Göz Ardı Etmek:

Burada önemli bir sorun var: “Sus” diyerek, gerçekten haklı olanın galip geldiğini düşünüyor muyuz? Bu kodu kullanan kişi, karşısındaki insanı susturmak, onun söylediklerini duymamak istiyor. Ancak burada göz ardı edilen çok önemli bir şey var: Gerçek bir tartışma, birinin susmasıyla sonlanmaz. Bazen, birinin susması, sadece sessiz bir zafer kazanma arzusudur. Gerçekten haklıyken bile, karşı tarafı susturmak, toplumsal anlamda sağlıklı bir tartışmanın gelişmesini engeller.

Özellikle sosyal medya gibi mecralarda, “sus” demek sadece bir tartışma kapanışı değil, aynı zamanda karşıdaki kişinin sesini duyma şansını da ortadan kaldırıyor. Hadi gelin, düşünün: Bir tartışma sırasında, bir kişinin karşısındaki insana “sus” demesi, “Ben senin söylediklerini dinlemek zorunda değilim” demek gibi bir şeydir. Bu, ne kadar adil bir davranış?

2. Empatiyi Hiç Mi Unutuyoruz?

Birçok sosyal medya tartışması, yazılı ve yüz yüze gerçekleşmeyen diyaloglar olduğunda, biz insanların empati kurması çok daha zorlaşıyor. Yazılı şekilde ifade ettiğinizde, karşınızdaki kişinin yüz ifadesini, ses tonunu ya da vücut dilini göremezsiniz. Bir “sus” ile karşılaştığınızda, karşıdaki kişinin ne hissettiğini düşünmek de oldukça zorlaşıyor. Belki de, o kişi gerçekten düşüncelerini anlatmak istiyor ama susturulmuş oluyor. Bir kişi susarak gerçekten neyi kaybettiğini fark etmiyor olabilir mi?

Tartışmak ve anlaşmak, birbirimizin argümanlarını doğru şekilde değerlendirmeyi gerektirir. Ama burada, “sus kodu”nu kullanmak sadece yüzeysel bir çözüm sağlıyor; gerçek anlamda bir öğrenme ve gelişim sağlamıyor.

Sus Kodu ve Sosyal Medyanın Dönüşümü

Sosyal medyada her şeyin daha hızlı ve daha kısa bir şekilde tüketildiği bir ortamda, “sus kodu”nun giderek daha yaygın hale gelmesi şaşırtıcı değil. Özellikle gençler arasında sıkça karşılaşılan bu ifade, zaman zaman hakaret yerine kullanılan bir strateji haline de gelebiliyor. Bir bakıma, bu bir “sosyal kaçış” aracı oluyor; yani biz, anlaşmazlıklar ve farklı düşüncelerle yüzleşmek yerine, sadece “sus” diyerek her şeyi geçiştirmeyi seçiyoruz.

Tabii ki her zaman tartışmalarda haklı olmak değil, karşılıklı saygı ve anlayışla bir sonuca varmak daha önemli. Ama “sus kodu” ile bu anlayışa ulaşmak bir hayli zor.

Sonuç: Susmak mı, Dinlemek mi?

Tartışmalar önemli, ama tartışmaların nasıl sonlandırıldığı da bir o kadar önemli. “Sus kodu” her ne kadar bir süreliğine işler gibi gözükse de, uzun vadede insanların düşüncelerini anlamadan, sadece susturmak, daha büyük bir problem yaratabilir. Sosyal medyanın bu kadar hızlı ve anlık olduğu bir dönemde, gerçekten karşıdakini dinlemek ve empati kurmak belki de biraz daha zorlaştı. Ama gerçekten bu kadar kolay çözüm önerilerine sığınmak, sadece bir çıkış yolu olmaktan öteye gitmez.

Sizce, “Sus” demek bir zafer mi, yoksa gerçek bir çözümün yok sayılması mı? Ve daha da önemlisi, bu kadar hızlı bir dönemde, gerçekten birini dinlemeyi ne zaman hatırlayacağız?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
piabellacasino