İçeriğe geç

Afetin ortaya çıkmasının sebepleri nelerdir ?

Afetin Ortaya Çıkmasının Sebepleri Nelerdir?

Afet deyince herkesin aklına önce doğal felaketler gelir, değil mi? Depremler, seller, fırtınalar… Ama ben de diyorum ki, biraz da “afetin insan içindeki halleri” üzerine kafa yoralım. Çünkü asıl afet, bazen bizim içimizdeki fırtınadır! Ama ciddi anlamda soruyorum: Afetin ortaya çıkmasının sebepleri nelerdir? Bu soruyu basit bir şekilde çevremdeki birkaç kişiyle sorarak buldum diyebilirim.

İzmir’de yaşıyorum ve 25 yaşındayım. Yani hem arkadaş ortamımda her zaman espri yapan biri, hem de sürekli her şeyi fazla düşünen, analiz yapan bir insanım. Bu ikili kişiliği de yazıya dökmeden duramadım. Gelin, biraz mizahi bir şekilde bu “afet” meselesine bakalım.

Afet İçin Ön Hazırlık: İçsel Deprem

İlk olarak, afetin tam anlamıyla nasıl ortaya çıktığını biraz içsel bir gözle bakarak inceleyelim. Evet, dışarıda bir fırtına kopabilir, bir sel olabilir. Ama bazen bizim ruh halimiz de öyle bir hal alır ki, tam anlamıyla bir “kişisel afet” yaşarız.

İç ses:

“Bir gün ‘Afet’ kelimesini, tüm hayatımın metaforu olarak kullanmak istiyorum. Hani bir şeyin tam olarak kontrol edilemez hale geldiği, ama dışarıya gayet normal görünmeye devam ettiğimiz o anlar var ya, işte o an.”

Bunu anlayabilmek için örnek vereyim. Geçen gün, en basitinden sabah işe geç kaldım. Telefonda alarm çaldı, ama ben tam 10 dakika “uyandım” modunda kaldım. Her şey birden “afete” dönüştü: Kafamda “Ne yapacağım şimdi?” sorusu, beynimde bir deprem gibi patladı. Sonra, sokakta ilerlerken bir arkadaşımın “Yine mi geç kaldın?” diye sormasıyla, afeti tamamen yaşadım. Yani bazen afetin başlangıç noktası, sadece bir uykusuzluk ve zaman yönetimi sorunu olabilir.

Duygusal Patlamalar ve İçsel Tsunami

Afet deyince her zaman doğa olayları değil, bazen de bizim duygusal patlamalarımız birer “tsunami” etkisi yaratır. Mesela bir arkadaşınız size “Özür dilerim, unuttum” dediğinde, içinde biriken her şey bir anda yüzeye çıkar. Evet, bazen bu tür durumlar da afete yol açabilir. O an, kendinizi sanki dev bir tsunamiyle karşı karşıya kalmış gibi hissedersiniz.

Bir arkadaşım (Mehmet):

“Ya birader, sen niye bu kadar sinirlisin? Normalde daha sakin bir insansın.”

Ben (gülerek):

“Mehmet, bu bir afet durumu. Dün akşam kafayı yedim, sabah bir de kahve içemedim. Ama o kadar da sinirli değilim, değil mi? Hah, belki de biraz frigidim, kim bilir.”

İç ses:

“Yani evet, biraz da olabilir. Ama ‘Frigidlik’ gerçekten afetle karışmaz. Bunun adı ‘öğle uykusuzluğu’… Ama yine de biraz etkisi var tabii.”

Afet, bazen bu tür birikimlerin sonucudur. Bir kelime, bir bakış, bir yanlış anlamadan sonra içsel bir tsunami meydana gelir ve bu da aniden çevremize yansır. Ama sonuçta afetin temel sebebi, genellikle o anki duygusal durumdur.

Dışsal Stres Faktörleri: Afetler Bazen Dışarıda Başlar

Şimdi, bazı afetlerin tam anlamıyla dışarıda başladığını kabul edelim. Mesela, işler yolunda gitmediğinde, ya da çevrenizdeki insanlar bir şekilde sizi gereksiz yere strese soktuğunda, o zaman içsel dünyamızda da büyük bir “dışsal afet” yaratmış oluruz. Bu tür durumlar, hayatı daha yönetilebilir hale getirmeye çalışırken meydana gelir.

İç ses:

“Bütün hafta boyunca stres yüklendim, ama şimdi ne oluyor? Bu kadar da olur mu? Bir başkası bu kadar kolay nasıl sakin kalabiliyor?”

Geçen hafta, ofiste herkesin bir şeyler söylemeye çalıştığı bir gün vardı. Sürekli bir stres vardı ve kimse birbirine doğru düzgün yardımcı olmuyordu. Aniden “Afet” bir şekilde kapımı çaldı: Yanımdaki arkadaşım “Bugün ne yapalım?” diye sordu ve ben de ona şöyle yanıt verdim: “Afet günü! Benim işim bitti, bir süreliğine hiç kimseye yardım etmiyorum. Bu sabahın moral kaybı afet gibi üzerime çöktü.”

Arkadaşım:

“Ya dur bir sakin ol, belki kafanı dinlendirmen gerek.”

İç ses:

“Kafamı dinlendirmek mi? Bu bir afet değil, sadece tek bir günün kötü geçmesi. Kendimi normalde toparlayabilirim.”

Afetler bazen dışsal faktörlerle başlar. Ama bunun sonucu, içsel dünyamızda büyük değişikliklere yol açar.

Afetin Temel Sebepleri: İnsanlar, Beklentiler ve Kendine Dönüş

Aslında afetin ortaya çıkmasının temel sebeplerinden biri, büyük beklentilerin ve içsel çatışmaların bir araya gelmesidir. Toplumdan, iş yerinden ya da kendi hayatımızdan büyük beklentiler, bazen biz farkında bile olmadan içsel çatışmalara yol açar. Yani bu beklentiler ne kadar fazla olursa, afetin patlama olasılığı o kadar yüksek olur.

İç ses:

“Ben bir insanım, duygusal olarak şımarmadım. Ama bu kadar sosyal beklentiyi, bu kadar stresli anı nasıl taşıyabilirim?”

Ve işte bir noktada, içimizdeki afet patlak verir. Kendimizi kaybetmiş hissederiz, ama aslında o kadar da kaybolmamışızdır. Her şeyin bir anda yoğunlaşması, bazen gerçekten affedilemeyecek bir yıkım gibi görünür. Ama bu geçici bir durumdur.

Sonuç: Afet, Yine de Bir Kendi Hikayemiz

Sonuç olarak, afetin sebepleri ne kadar dışarıdan gelse de, sonuçta bunlar bizim hayatımızdaki küçük patlamalardır. Birçok farklı sebepten oluşur: stres, duygusal baskı, toplumsal beklentiler, her şeyin üst üste gelmesi. Ama şunu da unutmayın: Afet de olsa, bu hayatın bir parçasıdır. Bazen sadece biraz durup derin bir nefes almak, tüm o afeti kontrol altına alabilir.

Ve evet, bazen bir kaotik an yaşamak, insanın gerçekten kendini tanımasına ve büyümesine de yol açar. O yüzden bir daha karşılaştığınızda, “Afetim var” diye geçmeyin, “Bu anı nasıl daha verimli hale getirebilirim?” diye düşünün.

Yani, afetin ne olduğunu tam anlayamıyorsanız, hiç sorun değil. Kimse tam anlamıyla çözmüş değil. Ama belki de sadece bir adım geriye çekilip biraz beklemek, tüm bu kaosu anlamlı bir hale getirebilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
piabellacasino