İçeriğe geç

Karadeniz Bölgesi’nde hangi iller var ?

Karadeniz Bölgesi’nde Hangi İller Var? Coğrafyadan Felsefeye Uzanan Bir Karadeniz Okuması

Bir haritanın üzerine eğilip “Karadeniz Bölgesi’nde hangi iller var?” diye sorduğumuzda, ilk bakışta oldukça basit bir bilgi sorusuyla karşı karşıya olduğumuzu düşünürüz. Bolu, Düzce, Zonguldak, Bartın, Karabük, Kastamonu, Sinop, Samsun, Amasya, Çorum, Tokat, Ordu, Giresun, Gümüşhane, Trabzon, Bayburt, Rize ve Artvin… Liste tamamlanmıştır.

Fakat haritaya biraz daha uzun bakıldığında tuhaf bir soru belirir: Bir yer ne zaman başka bir yere ait olur? Bir şehrin “Karadenizli” olmasını sağlayan şey denize kıyısının bulunması mıdır, iklimi midir, kültürü müdür, tarihsel hafızası mıdır? Peki ya dağların, yolların, göçlerin ve insanların oluşturduğu görünmez sınırlar?

İşte tam burada coğrafya, fark ettirmeden felsefeye dönüşür. Çünkü etik bize “Nasıl yaşamalıyız?” diye sorarken, ontoloji “Neyin var olduğunu nasıl belirleriz?” sorusunu gündeme getirir. Bilgi kuramı ise daha baştan elimizdeki bilginin nasıl mümkün olduğunu sorgular: “Bir şey hakkında bildiğimizi sandığımız şeyi gerçekten nasıl biliyoruz?”

Karadeniz’in illerini öğrenmek bu nedenle yalnızca ezberlenecek bir liste değildir. Bu liste, sınırların doğada mı bulunduğunu yoksa insan zihni tarafından mı çizildiğini düşünmek için küçük ama güçlü bir başlangıç noktasıdır.

Karadeniz Bölgesi’nde Hangi İller Var?

Türkiye’nin geleneksel coğrafi bölgelendirmesine göre Karadeniz Bölgesi, batıdan doğuya uzanan geniş bir alanı kapsar ve üç bölüme ayrılır: Batı Karadeniz, Orta Karadeniz ve Doğu Karadeniz. Eğitim kaynaklarında bölge toplam 18 il üzerinden tanımlanmaktadır.

Batı Karadeniz Bölümü illeri

  • Bolu
  • Düzce
  • Zonguldak
  • Bartın
  • Karabük
  • Kastamonu
  • Sinop

Batı Karadeniz; ormanları, dağları, kıyıları, madenleri ve tarihî yerleşimleriyle bölgenin batıya açılan yüzünü oluşturur. Ancak burada bile sınırların mutlak olmadığını görmek mümkündür. Örneğin coğrafi bölge ile idari il sınırı aynı şey değildir.

Orta Karadeniz Bölümü illeri

  • Samsun
  • Amasya
  • Çorum
  • Tokat
  • Ordu

Orta Karadeniz, bölgenin diğer kesimlerine göre daha geniş düzlüklerin ve ulaşım koridorlarının bulunduğu bir geçiş alanı niteliğindedir. Samsun gibi kıyıdaki büyük bir merkez ile Amasya, Çorum ve Tokat gibi iç kesimlerle ilişkili illerin aynı coğrafi başlık altında bulunması, “Karadeniz” kavramının yalnızca kıyı çizgisine indirgenemeyeceğini gösterir.

Doğu Karadeniz Bölümü illeri

  • Giresun
  • Trabzon
  • Rize
  • Artvin
  • Gümüşhane
  • Bayburt

Doğu Karadeniz, yüksek dağları, vadileri, yoğun yağış alan kıyıları, yaylaları ve güçlü yerel kültürleriyle coğrafi çeşitliliğin en belirgin olduğu kesimlerden biridir. Bölge üzerine akademik çalışmalarda da Giresun, Trabzon, Rize, Artvin, Gümüşhane ve Bayburt Doğu Karadeniz içinde değerlendirilir.

Bir Harita Gerçeği Ne Kadar Gerçek?

Değerli Atasehirmarmaris okurları, bu içerikte Karadeniz Bölgesi’nde hangi iller var ile ilgili en önemli başlıkları bir araya getirdik.

Karadeniz Bölgesi’nin 18 ili olduğu bilgisi doğrudur; fakat “doğru” kelimesinin kendisi burada felsefi bir kapı açar. Çünkü bu 18 ilin tamamı bütünüyle Karadeniz’in kıyısında değildir. Dahası, coğrafi bölge sınırları ile idari sınırlar birebir örtüşmez.

İstanbul Üniversitesi’nin coğrafya üzerine bir çalışmasında da bu ayrım açık biçimde vurgulanır: Bazı iller bütünüyle Karadeniz Bölgesi’nde kalırken Çorum, Tokat, Gümüşhane ve Bayburt gibi illerin toprakları farklı coğrafi bölgelerle de ilişkilendirilebilir. Aynı şekilde başka bölgelerdeki bazı alanların Karadeniz Bölgesi sınırları içinde kaldığı belirtilir.

Bu durum bizi doğrudan ontolojiye götürür.

Ontoloji: “Karadeniz Bölgesi” gerçekten nedir?

Ontoloji, en genel anlamıyla var olanın ne olduğunu ve varlık kategorilerinin nasıl anlaşılması gerektiğini araştıran felsefe dalıdır. Bir taşın, insanın ya da ağacın varlığından söz etmek kolay görünür. Peki bir “bölge” nasıl vardır?

Karadeniz bir denizdir. Dağlar fiziksel gerçekliktir. Nehirler belirli yataklardan akar. Fakat “Karadeniz Bölgesi” bunların hiçbirine bütünüyle indirgenemez. O, insanların belirli coğrafi benzerlikleri dikkate alarak oluşturduğu bir sınıflandırmadır.

Burada Aristoteles’in kategoriler anlayışıyla modern coğrafi sınıflandırmalar arasında ilginç bir bağ kurulabilir. Aristoteles, var olanı anlamak için kategoriler geliştirirken, modern insan da karmaşık bir ülkeyi “Marmara”, “İç Anadolu”, “Karadeniz” gibi kavramsal kutulara ayırır.

Fakat kutu ile içindeki gerçeklik aynı şey değildir.

Sınır mı gerçek, yoksa sınırı oluşturan özellikler mi?

Bu soru özellikle önemlidir. Bir haritada Karadeniz Bölgesi’nin sınırını gösteren çizgiye baktığımızda, arazide gerçekten o çizginin geçtiği yerde bir duvar veya doğal işaret görmeyiz. Çizgi, zihinsel ve bilimsel bir modeldir.

Bu açıdan Immanuel Kant’ın bilgi anlayışı bize ilginç bir perspektif sunar. Kant’a göre insan zihni dünyayı yalnızca olduğu gibi seyretmez; deneyimi belirli biçimler ve kategoriler aracılığıyla düzenler. Coğrafi bölge fikri de buna benzer biçimde, karmaşık gerçekliği anlaşılabilir hale getiren bir zihinsel düzenleme olarak okunabilir.

Bilgi Kuramı Açısından Karadeniz İlleri

Bilgi kuramı veya epistemoloji, bilginin ne olduğunu, nasıl elde edildiğini ve ne zaman gerekçelendirilmiş sayılabileceğini araştırır.

“Karadeniz Bölgesi’nde 18 il vardır” dediğimizde bunu nereden biliyoruz?

  • Bir ders kitabından mı?
  • Bir haritadan mı?
  • Akademik bir çalışmadan mı?
  • Coğrafi sınıflandırmadan mı?
  • İnsanların gündelik kullanımından mı?

Bu sorular önemsiz değildir. Çünkü aynı kavram farklı amaçlarla farklı biçimlerde sınıflandırılabilir.

Platon: Bilmek, yalnızca doğru söylemek değildir

Platon’un klasik bilgi anlayışında doğru inanç ile bilgi arasında önemli bir ayrım vardır. Bir kişinin “Rize Karadeniz Bölgesi’ndedir” demesi doğru olabilir; ancak bu kişinin bunu neden söylediğini bilmiyorsak, doğru inanç ile bilgiyi birbirinden ayırmak gerekir.

Coğrafya açısından düşünüldüğünde bu, ezber ile anlam arasındaki farktır.

18 ili sırayla sayabilmek bir tür bilgi göstergesi olabilir. Fakat bu illerin neden aynı coğrafi bölge içinde sınıflandırıldığını, bölgesel sınırların neden idari sınırlardan farklı olduğunu ve “bölge” kavramının nasıl oluşturulduğunu anlamak daha derin bir epistemolojik kavrayış gerektirir.

Descartes: Emin olduğumuzdan gerçekten emin miyiz?

René Descartes şüpheyi bir yöntem haline getirerek kesin bilgi arayışını radikal biçimde ele aldı. Karadeniz haritasına onun şüpheci bakışıyla yaklaşsaydık şöyle sorabilirdik:

“Bu sınırın gerçekten doğal bir sınır olduğunu nereden biliyorum?”

Sonra başka bir soru gelirdi: “Bu haritayı hazırlayan sınıflandırma hangi ölçütlere dayanıyor?”

Sonunda basit bir coğrafya bilgisinin arkasında veri seçimi, ölçüt belirleme, kavramsallaştırma ve yorumlama gibi süreçlerin bulunduğu görülür.

Foucault: Bilgi ile iktidar arasındaki ilişki

Michel Foucault’nun düşüncesi bu tartışmayı daha da ileri taşır. Foucault, bilginin tamamen tarafsız ve iktidar ilişkilerinden bağımsız biçimde oluştuğu fikrini sorgular.

Bu bakışla “bölge” kavramına baktığımızda şu soru ortaya çıkar: Bir ülkeyi bölümlere ayırmak yalnızca bilimsel bir kolaylık mıdır, yoksa yönetim, eğitim, ekonomi ve kalkınma politikalarını da etkileyen bir bilgi üretim biçimi midir?

Elbette Karadeniz Bölgesi’nin geleneksel coğrafi sınıflandırması doğrudan bir baskı mekanizması olarak okunamaz. Ancak Foucault’nun yaklaşımı, sınıflandırmaların dünyayı yalnızca tarif etmediğini; aynı zamanda dünyayı belirli bir biçimde görmemizi sağladığını hatırlatır.

Etik Perspektif: Karadeniz’i Bilmek, Karadeniz’e Karşı Sorumluluk Doğurur mu?

Bir bölgeyi tanımlamak yalnızca akademik bir faaliyet değildir. Tanımladığımız şey üzerinde nasıl davranacağımızı da etkiler.

Karadeniz’i yalnızca “yeşil doğa, yaylalar, çay ve fındık” görüntüsünden ibaret kabul edersek bölgenin ekolojik kırılganlıklarını gözden kaçırabiliriz. Yalnızca ekonomik kaynaklar açısından bakarsak ormanları, kıyıları ve vadileri üretim alanlarına indirgeme tehlikesi ortaya çıkar.

İnsan ihtiyaçları ile doğanın hakkı arasında

Karadeniz’de yol, baraj, enerji tesisi, turizm yatırımı veya yerleşim alanı yapılması gerektiğinde iki farklı etik yaklaşım karşı karşıya gelebilir.

  • İnsan merkezli yaklaşım: Ekonomik büyüme, ulaşım ve istihdam önceliklidir.
  • Doğa merkezli yaklaşım: Ekosistemlerin kendi değerleri vardır ve yalnızca insan yararına göre değerlendirilmemelidir.
  • Gelecek kuşaklar yaklaşımı: Bugünün ihtiyaçları karşılanırken gelecekte yaşayacak insanların seçenekleri tüketilmemelidir.

Hans Jonas’ın sorumluluk etiği bu noktada özellikle anlamlıdır. Modern teknolojinin insanın doğa üzerindeki etkisini büyüttüğünü düşünen Jonas, gelecekteki insanların varlığını da etik düşüncenin konusu haline getirir.

Bu perspektiften bakıldığında Karadeniz’deki bir orman yalnızca bugünün ekonomik değeri değildir. Henüz doğmamış insanların yaşam koşullarının da parçasıdır.

Bir dere yalnızca su mudur?

Bu soru ilk bakışta şiirsel görünebilir. Fakat aslında ciddi bir etik problemdir.

Bir dere hidroelektrik üretimi açısından enerji kaynağı, bir köylü açısından tarımsal yaşamın parçası, bir ekolojist açısından ekosistem, bir çocuk açısından oyun alanı veya bir filozof açısından insan-doğa ilişkisinin somut örneği olabilir.

Tek bir fiziksel varlık, birçok anlam dünyasının kesişiminde bulunabilir.

Karadeniz İllerine Filozofların Gözünden Bakmak

Aristoteles ve sınıflandırma

Aristoteles’in düşüncesi bize sınıflandırmanın düşünmenin temel araçlarından biri olduğunu hatırlatır. Karadeniz Bölgesi’ni Batı, Orta ve Doğu şeklinde bölümlere ayırmak da karmaşık bir gerçekliği kavramsal olarak düzenleme çabasıdır.

Ancak Aristotelesçi sınıflandırmanın çağdaş eleştirileri de vardır: Her şey belirli ve değişmez kategorilere kolayca yerleştirilebilir mi?

Wittgenstein ve aile benzerlikleri

Ludwig Wittgenstein’ın “aile benzerliği” fikri burada daha esnek bir model sunar. Bir kategoriye giren bütün unsurların tek bir ortak öz taşımaları gerekmeyebilir; aralarında farklı türden benzerlikler bulunabilir.

Karadeniz illeri de bu açıdan düşünülebilir. Bolu ile Rize’nin aynı görünmediği açıktır. Zonguldak’ın sanayi tarihi ile Artvin’in dağlık coğrafyası birbirinden oldukça farklıdır. Buna rağmen iklim, yer şekilleri, tarih, ekonomi ve kültürel ilişkiler gibi çeşitli özellikler onları daha geniş bir coğrafi bütün içinde ilişkilendirebilir.

Heidegger ve “yer” deneyimi

Martin Heidegger’in düşüncesinde insanın dünyada yalnızca fiziksel olarak bulunmadığı, bir “yer” içinde anlam kazandığı fikri öne çıkar. Bu yaklaşım Karadeniz’e baktığımızda özellikle güçlü hale gelir.

Bir yer yalnızca koordinatlardan ibaret değildir. Bir yaylanın sisini hatırlamak, yağmurun sesini tanımak, denize bakan bir yolda yürümek veya yıllar sonra aynı kasabaya dönmek, mekânı kişisel hafızayla birleştirir.

Bu yüzden “Trabzon nerededir?” sorusunun coğrafi cevabı ile “Trabzon benim için nedir?” sorusunun cevabı aynı olamaz.

Güncel Tartışmalar: Coğrafya Sabit mi?

Bugünün dünyasında bölgeler artık yalnızca fiziksel haritalarla tanımlanmıyor. Dijital haritalar, uydu görüntüleri, iklim verileri, göç istatistikleri ve ekonomik ağlar bölgeleri farklı şekillerde yeniden görünür kılıyor.

İklim değişikliği bölge kavramını değiştirebilir mi?

Bu soru giderek daha önemli hale geliyor. İklim kuşakları değiştikçe tarım ürünlerinin yetişme alanları, su kaynakları, ormanların yapısı ve yerleşim alışkanlıkları da değişebilir.

Bir gün “Karadeniz’in tipik özellikleri” dediğimiz şeylerin bazıları bugünkünden farklılaşırsa, coğrafi bölge kavramımızı da değiştirmeli miyiz?

Burada çağdaş düşüncedeki antroposen tartışmaları devreye girer. İnsan faaliyetlerinin gezegenin ekolojik sistemlerini dönüştürdüğü fikri, doğa ile kültür arasındaki klasik ayrımı yeniden düşünmeye zorlar.

Dijital haritalar ve yeni gerçeklik

Google Maps benzeri dijital haritalar bize mekânı son derece kesinmiş gibi gösterebilir. Bir noktanın koordinatını birkaç saniyede bulabiliriz. Fakat koordinat, o yerin bütün gerçekliğini açıklamaz.

Bir algoritma yolu en kısa biçimde gösterebilir; fakat o yolun tarihini, bir köyün belleğini, bir ormanın manevi değerini veya bir insanın o yolda yaşadığı çocukluk anısını ölçemez.

Bu durum çağdaş epistemolojinin önemli bir sorusunu yeniden gündeme getirir: Ölçebildiğimiz şey, gerçekliğin tamamı mıdır?

18 İl, 18 Ayrı Hikâye mi?

Karadeniz Bölgesi’ndeki illeri yalnızca isim olarak sıralamak kolaydır. Fakat her isim kendi içinde başka bir dünyaya açılır.

  • Bolu: Ormanlar, göller ve dağlık coğrafya.
  • Düzce: Geçiş konumu, ovalar ve doğal alanlar.
  • Zonguldak: Madencilik tarihi ve endüstriyel hafıza.
  • Bartın: Kıyı, orman ve tarihî yerleşimler.
  • Karabük: Sanayi mirası ve Safranbolu’nun tarihî dokusu.
  • Kastamonu: Geniş orman alanları, dağlar ve güçlü tarihsel birikim.
  • Sinop: Karadeniz kıyısında tarihî ve denizci kimlik.
  • Samsun: Bölgesel ulaşım ve ticaret açısından önemli bir merkez.
  • Amasya: Vadisi, tarihî mirası ve iç kesim karakteri.
  • Çorum: İç Anadolu ile Karadeniz arasındaki geçiş özellikleri.
  • Tokat: Tarım, tarih ve vadilerle şekillenen coğrafya.
  • Ordu: Kıyı ile yüksek kesimler arasındaki güçlü ilişki.
  • Giresun: Dağlık yapı, kıyı ve yayla kültürü.
  • Gümüşhane: İç kesim karakteri ve dağlık coğrafya.
  • Trabzon: Tarih boyunca önemli bir Karadeniz limanı ve kültür merkezi.
  • Bayburt: Yüksek ve iç kesim coğrafyasının belirgin örneklerinden biri.
  • Rize: Çay tarımı, yoğun yağış ve dik yamaçlarla özdeşleşen bir coğrafya.
  • Artvin: Dağlar, vadiler ve sınır coğrafyasının güçlü etkisi.

Bu kısa tanımlar bile tek bir “Karadeniz” imgesinin ne kadar yetersiz olabileceğini gösterir.

Coğrafyanın Ötesinde: İnsan, Yer ve Hafıza

Bazen bir yer hakkında öğrendiğimiz en önemli şey, onun hakkında öğrendiğimiz bilgi değildir. O yerin bizde uyandırdığı duygudur.

Bir haritada küçücük görünen bir il, bir insanın hayatında koca bir çocukluk olabilir. Bir dağ, başka biri için aşılması gereken bir engelken bir başkası için özgürlük hissinin kaynağıdır. Bir sahil, kimi için ekonomik bir kaynak, kimi için kaybedilmiş bir yakının hatırası olabilir.

Bu nedenle mekân yalnızca dışarıda duran bir nesne değildir. İnsan ile yer arasında karşılıklı bir anlam üretimi vardır.

Burada felsefenin insani tarafı belirginleşir. Bilmek, yalnızca verileri toplamak değildir. Bazen bildiğimiz şeyin bizde ne uyandırdığını fark etmektir.

Sonuç: Karadeniz Bölgesi’nde Kaç İl Var?

Geleneksel Türkiye coğrafi bölgelendirmesine göre Karadeniz Bölgesi’nde 18 il bulunur: Bolu, Düzce, Zonguldak, Bartın, Karabük, Kastamonu, Sinop, Samsun, Amasya, Çorum, Tokat, Ordu, Giresun, Gümüşhane, Trabzon, Bayburt, Rize ve Artvin. Bu iller Batı, Orta ve Doğu Karadeniz bölümleri içinde değerlendirilir.

Fakat bu cevabın ardında daha büyük bir düşünce saklıdır: Haritalar dünyayı bize açıklarken aynı zamanda onu belli kategorilere ayırır. Ontoloji bize “Bölge gerçekten nedir?” diye sordurur. Bilgi kuramı “Bu bölge bilgisini hangi temelde doğru kabul ediyoruz?” sorusunu yöneltir. Etik ise “Bir bölgeyi tanımladıktan sonra ona ve içinde yaşayanlara karşı sorumluluğumuz nedir?” diye sorar.

Belki de Karadeniz’in 18 ilini öğrenmenin en güzel tarafı tam burada başlar. Çünkü artık yalnızca bir listeye bakmayız. Bir haritanın çizgilerine, bir vadinin belleğine, bir şehrin kimliğine ve insanın dünyayı sınıflandırma ihtiyacına bakarız.

Ve geriye birkaç soru kalır:

Bir yeri tanımladığımızda onu gerçekten anlamış mı oluruz, yoksa yalnızca onu zihnimizde daha kolay taşınabilecek bir şekle mi sokarız?

Karadeniz Bölgesi’nin sınırlarını değiştiren şey doğa mı olacaktır, insan mı, yoksa ikisinin artık birbirinden ayrı düşünülemeyeceği bir gelecek mi?

Belki de en kişisel soru şudur: Haritada bir yere baktığımızda gördüğümüz gerçekten o yer midir, yoksa kendimizden taşıdığımız anıların, korkuların, beklentilerin ve umutların üzerine düşen bir gölge mi?

Bir bölgeyi bilmek, belki de önce onun sınırlarını değil, kendi bakışımızın sınırlarını fark etmekle başlar.

Üç felsefi perspektifi daha dengeli karşılaştır

Bir sonraki yazıda yeniden buluşmak üzere; Karadeniz Bölgesi’nde hangi iller var konusunu bugünlük kapatıyoruz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort piabellacasino
https://bilisimforumu.com https://lemo.com.tr https://reye.com.tr Sitemap