Suyun KDV’si Kaç? 2026 Güncel Oran, Su Faturasında KDV Nasıl Hesaplanır?
Ayın sonlarına doğru su faturası geldiğinde insanın gözü önce toplam tutara gidiyor. Sonra birkaç saniyelik o klasik merak başlıyor: “Bu paranın ne kadarı gerçekten su, ne kadarı vergi, ne kadarı atık su bedeli?” Bir metreküp suyun fiyatını anlamaya çalışırken karşımıza yalnızca tüketilen su miktarı değil; KDV, atıksu bedeli, çevre temizlik vergisi ve belediyenin kendi tarifesi gibi farklı kalemler çıkıyor.
Üstelik “Suyun KDV’si kaç?” sorusunun cevabı ilk bakışta sanıldığından biraz daha ilginç. Çünkü suyun kendisi ile atıksu hizmetinin KDV oranı aynı değil. Ayrıca geçmiş yıllarda kullanılan oranlar bugün geçerli olan oranlarla karıştırılabiliyor.
Kısa cevap: 2026 itibarıyla Türkiye’de belediyeler tarafından sunulan su teslimlerinde uygulanan KDV oranı genel olarak %1 olarak karşımıza çıkıyor. Buna karşılık belediyelerin sunduğu atıksu hizmetlerinde KDV oranı %10. Nitekim güncel belediye tarifelerinde de su ve atıksu için bu ayrım açık biçimde görülebiliyor.
Ancak bu oranların neden böyle olduğunu anlamak için yalnızca faturaya bakmak yetmiyor. KDV’nin Türkiye’deki tarihine, suyun temel ihtiyaç niteliğine, belediyelerin maliyetlerine ve su fiyatlandırmasının sosyal boyutuna birlikte bakmak gerekiyor.
Suyun KDV’si yüzde kaç?
Merhaba! Suyun KDV’si kaç üzerine hazırlanmış bu yazı, Atasehirmarmaris okuyucuları için özel olarak düzenlendi.
2026 yılında su KDV oranı %1 olarak uygulanmaktadır. Bu oran, özellikle belediyelerin su hizmetlerinde tüketicinin karşısına çıkan temel KDV oranıdır.
Gelir İdaresi Başkanlığı’nın açıklamalarında su, elektrik ve gaz gibi dağıtımların KDV bakımından “mal teslimi” niteliğinde değerlendirildiği belirtiliyor. KDV Kanunu’nun 2. maddesi bu dağıtımları teslim kapsamında ele alırken, 10. madde de su dağıtımında vergiyi doğuran olayın bedelin tahakkuk ettirilmesiyle ilişkilendirildiğini ortaya koyuyor.
Güncel uygulamada ise su ile atıksu birbirinden ayrılıyor. Örneğin Samsun SASKİ’nin yayımladığı tarifede su birim fiyatına %1 KDV, atıksu birim fiyatına ise %10 KDV uygulanacağı açıkça belirtiliyor.
Bu nedenle “su faturasında KDV kaç?” sorusunun cevabı tek bir yüzdeyle sınırlı değil:
- Su bedeli: %1 KDV
- Atıksu bedeli: %10 KDV
- Çevre temizlik vergisi: KDV’den ayrı bir kalemdir.
- Belediye tarifesi: Şehre, abone grubuna ve tüketim kademesine göre değişebilir.
Kaynak: Gelir İdaresi Başkanlığı – KDV mevzuatı
Bir faturada su ile atıksuyun aynı hizmet gibi görünmesi, sizce farklı KDV oranlarının uygulanmasını daha mı anlaşılır kılıyor, yoksa tüketici açısından yeni bir karmaşa mı yaratıyor?
Su faturasında KDV nasıl hesaplanır?
KDV hesaplamak aslında oldukça basittir. Fakat faturada yer alan toplam tutarın hangi kalemlerden oluştuğunu bilmek gerekir.
Örnek: 1.000 TL su bedelinde KDV hesabı
Varsayalım ki yalnızca KDV matrahı olan su bedeli 1.000 TL olsun.
%1 KDV uygulanırsa:
1.000 TL × %1 = 10 TL KDV
Dolayısıyla KDV dahil su bedeli:
1.000 TL + 10 TL = 1.010 TL
Fakat faturada 500 TL atıksu bedeli de bulunduğunu varsayalım. Atıksu hizmetindeki %10 KDV:
500 TL × %10 = 50 TL
Bu durumda yalnızca bu iki kalemin KDV’si toplam 60 TL olur.
Burada önemli ayrıntı şu: su KDV’si ile atıksu KDV’sini birbirine ekleyip toplam faturaya tek bir oran uygulamak doğru değildir. Her hizmetin kendi matrahı ve uygulanacak oranı ayrı değerlendirilir.
KDV dahil fiyattan KDV nasıl bulunur?
Bazen faturada KDV hariç tutar değil, KDV dahil tutar görülür. Bu durumda hesaplama farklı yapılır.
%1 KDV dahil bir tutarda KDV’yi ayırmak için:
KDV = KDV dahil tutar × 1 / 101
Örneğin 1.010 TL’nin %1 KDV’sini ayırırsak 10 TL KDV, 1.000 TL de KDV hariç bedel olur.
Ancak %10 KDV dahil atıksu bedelinde formül:
KDV = KDV dahil tutar × 10 / 110
Bu küçük matematik farkı, özellikle işletmeler ve muhasebe işlemleri açısından önem taşıyor.
Faturadaki bir yüzde işaretinin arkasında aslında iki farklı hesaplama mantığı bulunması size de vergi sisteminin günlük hayatımıza ne kadar görünmez biçimde yerleştiğini düşündürüyor mu?
Su KDV’si neden %1? Tarihsel arka plan
Bugünkü oranı anlamanın yolu KDV’nin Türkiye’deki hikâyesine kısa bir yolculuk yapmaktan geçiyor.
Katma değer vergisi Türkiye’de bir anda ortaya çıkmış bir sistem değildi. KDV fikri uzun yıllar boyunca tartışıldı. Akademik literatürde Türkiye’de KDV konusunda 1950’li yıllarda araştırmalar yapıldığı, 1970’lerde kanun tasarısının ciddi biçimde gündeme geldiği ve nihayet 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1984 yılında kabul edilerek 1 Ocak 1985 tarihinde yürürlüğe girdiği belirtiliyor.
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi’nde 1973 yılında yayımlanan Mualla Öncel’in “Katma Değer Vergisi” başlıklı çalışması da Türkiye’de KDV’nin yürürlüğe girmesinden yıllar önce konunun akademik hukuk literatüründe tartışıldığını gösteriyor.
Bugünkü sistemin temelinde ise farklı mal ve hizmetlere farklı oranlar uygulanabilmesi bulunuyor. 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile indirimli KDV oranları için listeler oluşturuldu; zaman içerisinde bu oranlar ve listeler çeşitli düzenlemelerle değiştirildi. Güncel sistemde genel oran %20, I sayılı listedeki işlemler için %1, II sayılı listedeki işlemler için %10 uygulanıyor.
Dolayısıyla suyun %1 oranında vergilendirilmesi, “suya özel sıfır vergi” anlamına gelmiyor. Aksine, suyun indirimli oranda vergilendirilen ürün ve hizmetler arasında değerlendirilmesinin sonucudur.
Kaynak: Gelir İdaresi Başkanlığı mevzuat sayfası
Temel bir ihtiyacın vergilendirilmesinde düşük oran tercih edilmesi sizce yeterli bir sosyal politika mı?
Eskiden suyun KDV’si %8 miydi?
Evet. Burada internetteki eski bilgilerle güncel bilgiler arasındaki karışıklığın önemli bir nedeni var.
Geçmişte su teslimleri için %8 KDV uygulandığı dönemler oldu. 2011 tarihli bir Gelir İdaresi görüşüne ilişkin kayıtlarda, TGTC’nin 22.01 pozisyonunda yer alan kullanma suyu satışlarına %8 KDV uygulanması gerektiği belirtiliyordu.
Daha sonraki düzenlemelerle suyun KDV oranı %1 seviyesine indirildi. TBMM tutanaklarında da içme suları KDV oranının %8’den %1’e düşürüldüğüne ilişkin değerlendirmeler yer alıyor.
Bu değişiklik yalnızca tüketicinin faturası açısından değil, belediyelerin mali yapısı bakımından da önemliydi. TBMM tutanaklarında Antalya Büyükşehir Belediyesi örneği üzerinden, oran değişikliğinin belediyelerin tahsil ettiği KDV üzerindeki etkisine ilişkin yüksek tutarlı hesaplamalar tartışılmıştır.
Burada ilginç bir ekonomik çelişki ortaya çıkıyor: Su üzerindeki KDV’nin düşürülmesi tüketici açısından olumlu olabilirken, su hizmetini sunan belediyelerin gelir-gider dengesi açısından farklı sonuçlar doğurabiliyor.
Bir tarafta daha erişilebilir su, diğer tarafta arıtma tesisleri, pompalar, boru hatları, enerji ve personel giderleri var. Sizce kamu hizmetlerinde vergi indirimi ile hizmetin finansmanı arasında nasıl bir denge kurulmalı?
Su faturasında neden atıksu KDV’si daha yüksek?
Faturada “atıksu” kelimesini gördüğümüzde bunun yalnızca kullanılmış suyun kanalizasyona gönderilmesi olduğunu düşünmek kolay. Oysa atıksu hizmeti, kanalizasyon altyapısının işletilmesi, toplama sistemleri ve arıtma gibi süreçlerle bağlantılı bir kamu hizmetidir.
Gelir İdaresi Başkanlığı’nın özelge kayıtlarında belediyeler ve bunların iktisadi işletmeleri tarafından verilen atıksu hizmetlerinin ilgili düzenleme kapsamında indirimli KDV’ye tabi olduğu ve güncel oran değişiklikleri sonrasında %10 oranının esas alındığı görülüyor.
Dolayısıyla bir su faturasında:
- Musluktan gelen suyun bedeli ayrı,
- Kullanılmış suyun uzaklaştırılması ayrı,
- Vergilendirme oranları da ayrı olabilir.
Bu ayrım, su hizmetinin yalnızca “musluktan su satmak” olmadığını hatırlatıyor. Bir bardak suyun evimize ulaşmasının arkasında görünmeyen bir altyapı zinciri bulunuyor.
Su hizmetinin maliyeti neden sadece suyun kendisi değildir?
Şebekeye verilen suyun ekonomik değeri, kaynağın kendisinden ibaret değil. Suyun alınması, arıtılması, depolanması, basınçlandırılması, kilometrelerce boruyla taşınması, sayaç sistemlerinin işletilmesi ve sürekli bakım yapılması gerekiyor.
Özellikle enerji maliyetleri su idareleri açısından kritik. TBMM tutanaklarında Antalya örneği üzerinden su idarelerinin elektrik giderlerindeki sert artışların su maliyetlerine etkisi de tartışılmıştır.
Bu nedenle “suyun kaynaktan çıkış fiyatı” ile “evde musluktan akan suyun fiyatı” aynı ekonomik şey değildir.
Hiç düşündünüz mü: Faturadaki bedelin ne kadarının gerçekten suyu, ne kadarının o suyu güvenli ve sürekli biçimde evinize ulaştıran sistemi finanse ettiğini biliyor muyuz?
Su fiyatı neden şehirden şehre değişiyor?
Suyun KDV oranı Türkiye genelinde belirli olsa da suyun metreküp fiyatı belediyeden belediyeye değişebilir.
Çünkü KDV oranı ile su tarifesi aynı kavram değildir.
Örneğin bir belediye:
- ilk tüketim kademesine düşük fiyat uygulayabilir,
- yüksek tüketimde metreküp fiyatını artırabilir,
- belirli gruplara indirim sağlayabilir,
- kırsal aboneler için farklı tarife belirleyebilir,
- atıksu bedelini su bedelinin belli bir oranı üzerinden hesaplayabilir.
SASKİ’nin 2025 tarifesinde meskenler için farklı tüketim kademeleri ve çeşitli abone grupları bulunması bunun somut örneklerinden biri. Aynı belgede şehit yakını, gazi ve engelli aboneler için indirimlerden de söz ediliyor.
Bu durum, “1 metreküp su kaç TL?” sorusunun bile tek bir Türkiye cevabı olmadığını gösteriyor.
Kademeli su tarifesi ne işe yarıyor?
Kademeli tarife, temel tüketimi daha düşük bir maliyetle karşılamaya çalışırken yüksek tüketimi daha pahalı hale getiren bir sistem olarak kullanılabiliyor.
Ekonomik açıdan bunun iki hedefi var:
- Temel su ihtiyacını korumak.
- Aşırı tüketimi azaltmak.
İstanbul üzerine yapılan akademik bir araştırmada su talebinin fiyat değişimlerine duyarlı olmakla birlikte kısa ve uzun vadede fiyat esnekliğinin sınırlı olduğu; uzun dönemde fiyat esnekliğinin yaklaşık -0,30 olduğu tahmin edilmiş ve kademeli artan tarife sisteminin su talebini yönetmede tek fiyatlı sisteme göre daha etkili olabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Yani su fiyatı yalnızca belediyenin gelir elde etme aracı değil, aynı zamanda tüketim davranışını şekillendiren bir politika aracı da olabilir.
Fiyat yükseldikçe tüketim azalıyor olabilir; ama temel ihtiyacını kısmak zorunda kalan düşük gelirli bir hane için bunun bedeli ne oluyor?
Düşük KDV gerçekten suyu erişilebilir kılıyor mu?
Burada mesele vergi oranından daha büyük hale geliyor.
Türkiye üzerine 2024 yılında yayımlanan “Household Water Consumption and Tariff Structure” çalışması, TÜİK’in 2015-2018 Hanehalkı Bütçe Araştırması verilerini kullanarak İstanbul, Ankara ve İzmir’deki hanehalklarının su tarifelerini, tüketimini ve bütçe yükünü inceledi. Araştırmacılar özellikle düşük gelirli hanelerin temiz suyun mali yükü bakımından dezavantajlı konumda olabildiğine dikkat çekti.
Türkiye’deki başka bir akademik çalışmada ise 8.336 hanehalkına ait veri kullanılarak su talebini etkileyen faktörler incelendi ve gelir düzeyi, konut özellikleri ile beyaz eşya kullanımının su talebinde önemli belirleyiciler arasında olduğu bulundu.
Bu bulgular önemli. Çünkü su faturası küçük bir gider gibi görünse bile gelir düzeyi düştükçe zorunlu harcamaların bütçe üzerindeki ağırlığı artabiliyor.
Su hakkı ile vergi politikası arasındaki bağlantı
Birleşmiş Milletler, 2010 yılında su ve sanitasyona erişimi insan hakkı çerçevesinde tanıdı. BM’nin açıklamalarında kişisel ve evsel kullanım için yeterli, güvenli, kabul edilebilir, fiziksel olarak erişilebilir ve ekonomik açıdan karşılanabilir suya erişim vurgulanıyor.
WHO ve UNICEF de su, sanitasyon ve hijyen hizmetlerinin karşılanabilirliğinin ayrı biçimde izlenmesi gerektiğini belirtiyor. 2021 tarihli raporda “affordability” yani karşılanabilirlik konusunda ülkelerin ortak ölçütlere ve daha iyi veri sistemlerine ihtiyaç duyduğu ifade ediliyor.
Bu açıdan bakıldığında suyun KDV’si kaç? sorusu aslında daha büyük bir soruya dönüşüyor: “Temel su hizmetinin bedeli toplumun her kesimi için gerçekten karşılanabilir mi?”
Bir verginin %1 olması önemli; fakat tek başına yeterli olmayabilir. Su tarifesi, gelir düzeyi, tüketim miktarı, atıksu bedeli ve diğer vergiler birlikte değerlendirilmelidir.
Sizce bir hizmetin vergisini düşürmek mi daha etkili, yoksa düşük gelirli hanelere doğrudan destek sağlamak mı?
Türkiye’de su tüketimi ve hane bütçesi
Su faturası çoğu ailenin bütçesinde kira, gıda veya ulaşım kadar büyük bir kalem olmayabilir. Ancak bu, su hizmetinin ekonomik önemini küçültmüyor.
TÜİK’in 2025 Hanehalkı Bütçe Araştırması sonuçlarında hanelerin toplam tüketim harcamalarında konut ve kira harcamalarının payı %29,3, ulaştırmanın payı %20,5, gıda ve alkolsüz içeceklerin payı ise %17,3 olarak açıklandı. En düşük gelir grubunda konut ve kira harcamalarının payı %38,7’ye, gıda ve alkolsüz içeceklerin payı %29,2’ye ulaşıyor.
Bu veriler su faturasının tek başına ne kadar olduğunu söylemiyor. Fakat hane bütçesinin özellikle düşük gelirli gruplarda zaten ciddi zorunlu harcama baskısı altında olduğunu gösteriyor.
Dolayısıyla su fiyatlandırması tartışılırken “fatura kaç lira?” sorusunun yanında “bu fatura hangi gelir seviyesindeki hane için ne kadar ağır?” sorusunun da sorulması gerekiyor.
Belki de asıl adalet, herkesin aynı miktarı ödemesi değil; temel ihtiyacını karşılamak isteyen herkesin bunu sürdürülebilir biçimde yapabilmesi olabilir.
Su KDV’si ile çevre temizlik vergisi aynı şey mi?
Hayır. Su faturasında farklı adlarla görülen kamu alacaklarını birbirine karıştırmamak gerekiyor.
KDV
Katma değer vergisi, mal ve hizmet teslimleri üzerinden alınan bir tüketim vergisidir. Su tesliminde güncel uygulama %1, atıksu hizmetinde ise %10 oranıyla karşımıza çıkabilir.
Çevre temizlik vergisi
Çevre temizlik vergisi ise KDV’den farklı bir vergidir. Belediyelerin temizlik hizmetleriyle bağlantılı olarak tahsil edilen bu verginin hesaplanma ve tahsil edilme yöntemi KDV’den farklıdır.
Atıksu bedeli
Atıksu bedeli ise vergi değil, sunulan atıksu hizmetinin tarifeye bağlı bedelidir. Bunun üzerine ayrıca ilgili KDV hesaplanabilir.
Bu üç kavram aynı faturada yan yana görülebileceği için toplam tutarı incelerken aralarındaki farkı bilmek oldukça önemlidir.
Bir faturada “vergi” ile “hizmet bedeli”nin yan yana bulunması, sizce tüketiciye yeterince açık anlatılıyor mu?
2026’da su KDV’si değişecek mi?
Vergi oranlarının gelecekte değişip değişmeyeceği konusunda kesin bir öngörüde bulunmak doğru olmaz. KDV oranları, kanuni yetki çerçevesinde Cumhurbaşkanı tarafından belirlenebiliyor ve zaman içinde ekonomik ve sosyal koşullara göre değişiklik yapılabiliyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı da KDV oranlarının ekonomik ve sosyal koşullar doğrultusunda belirlenebildiğini açıklıyor.
Bu nedenle internette “su KDV’si %8 olacak”, “KDV %20’ye çıkıyor” veya “su tamamen vergiden muaf olacak” gibi iddialarla karşılaşıldığında Resmî Gazete ve Gelir İdaresi Başkanlığı kaynaklarına bakmak en güvenli yöntemdir.
Özellikle eski haberlerin güncelmiş gibi paylaşılması büyük bir sorun oluşturuyor. Su KDV’sinin geçmişte %8 olması, bugün de %8 olduğu anlamına gelmiyor.
Kaynak: Hazine ve Maliye Bakanlığı – KDV açıklaması
Bir vergi oranı birkaç yıl içinde değişebiliyorsa, faturayı kontrol ederken eski internet yazılarına güvenmek yerine doğrudan mevzuata bakmak sizce ne kadar önemli?
Suyun KDV’si hakkında en çok merak edilenler
Musluk suyunun KDV’si yüzde kaç?
Belediyeler tarafından sunulan su teslimlerinde güncel uygulamada KDV oranı %1 olarak uygulanmaktadır.
Atıksu KDV’si yüzde kaç?
Belediyeler ve bunların iktisadi işletmeleri tarafından verilen atıksu hizmetlerinde güncel oran %10 seviyesindedir.
Damacana suyun KDV’si kaç?
İçme suyu ürünlerinde de ürünün niteliği ve ilgili tarife pozisyonu önemlidir. Güncel vergi uygulamasında su teslimlerinin indirimli oran kapsamında değerlendirilmesi nedeniyle damacana gibi içme suyu satışlarında da %1 oranı esas alınabilmektedir. İstanbul SMMMO’nun 2024 tarihli görüşünde suyun satış şekli ne olursa olsun ilgili teslim için %1 oranına işaret edilmiştir.
Su faturasında neden hem %1 hem %10 KDV görebilirim?
Çünkü su bedeli ile atıksu bedeli farklı hizmet kalemleridir. Su bedeline %1, atıksu hizmetine %10 KDV uygulanması nedeniyle aynı faturada iki farklı oran görülebilir.
Su KDV’si daha önce %8 miydi?
Evet. Geçmişte su teslimlerinde %8 KDV uygulaması bulunuyordu. Daha sonra oran %1’e indirildi. TBMM kayıtları da bu değişikliği açıkça ortaya koyuyor.
Su KDV’si %20 mi?
Belediye tarafından sunulan standart su hizmeti için genel KDV oranı olan %20 uygulanmıyor; su teslimleri indirimli oran kapsamında değerlendiriliyor. Ancak “su” kelimesinin geçtiği her ticari işlem otomatik olarak aynı vergilendirmeye tabi değildir. İşlemin niteliği ve ilgili mevzuat hükmü ayrıca değerlendirilmelidir.
Sonuç: Bir yüzde işaretinden çok daha fazlası
Suyun KDV’si %1. Fakat bu kısa cevap, su faturasının tamamını açıklamaya yetmiyor.
Su bedeli ile atıksu bedeli farklı. Bunların KDV oranları farklı. Çevre temizlik vergisi farklı. Belediye tarifeleri farklı. Tüketim kademeleri farklı. Hatta aynı miktarda su kullanan iki hanenin ödediği toplam tutar bile farklı abone grupları veya belediye tarifeleri nedeniyle değişebiliyor.
KDV’nin Türkiye’deki geçmişi de bize başka bir şey söylüyor: Vergi oranları sabit ve değişmez kurallar değil. 1985’te yürürlüğe giren KDV sistemi yıllar boyunca defalarca değişti; su da bu değişimlerden payını aldı.
Bugün suyun %1 KDV ile vergilendirilmesi, temel ihtiyacın mali yükünü azaltma açısından önemli bir tercih. Fakat suyun gerçekten erişilebilir olup olmadığını anlamak için yalnızca KDV oranına bakmak yetmez. Akademik araştırmalar, gelir düzeyinin ve tarife yapısının su tüketimi ile hane bütçesi üzerinde etkili olduğunu gösteriyor.
Dünyada ise mesele artık yalnızca “suya erişim” değil, güvenli ve karşılanabilir suya erişim olarak ele alınıyor. WHO, UNICEF ve Birleşmiş Milletler kaynakları da su hizmetlerinin ekonomik olarak erişilebilir olmasının temel bir politika konusu olduğunu vurguluyor.
Belki bir sonraki su faturası geldiğinde toplam rakama bakmadan önce birkaç saniye durup kalemleri tek tek incelemek gerekiyor. Çünkü musluktan akan su, aslında arkasında vergi politikasından belediye ekonomisine, çevre yönetiminden insan hakkına kadar uzanan oldukça büyük bir hikâye taşıyor.
Ve sonunda soru yine aynı yere geliyor: Su ne kadar ucuz olmalı, kim ne kadar ödemeli ve herkesin temiz suya erişebilmesi için faturanın hangi kısmını toplum olarak birlikte üstlenmeliyiz?
Bu yazıyla Suyun KDV’si kaç konusunda temel başlıkları toparlamış olduk, Atasehirmarmaris ile kalın.
Kaynakça
- Gelir İdaresi Başkanlığı: KDV Kanunu ve su dağıtımlarına ilişkin mevzuat. GİB mevzuat kaynağı
- Hazine ve Maliye Bakanlığı: KDV oranlarının belirlenmesine ilişkin açıklama. Hazine ve Maliye Bakanlığı
- TÜİK: 2025 Hanehalkı Tüketim Harcaması araştırması. TÜİK Hanehalkı Tüketim Harcaması 2025
- WHO/UNICEF: WASH hizmetlerinin karşılanabilirliği üzerine çalışma. WHO – WASH affordability raporu
- Birleşmiş Milletler: Su ve sanitasyon hakkı. United Nations – Water
- Güven & Başaran (2024): Türkiye’nin üç büyükşehrinde hanehalkı su tüketimi ve tarife yapısı. Araştırma kaydı
- İnan & Çalmaşur (2021): Türkiye’de hanehalklarının su tüketimine etki eden faktörler. Akademik çalışma
- Taştan (2018): İstanbul’da dinamik su talebi ve fiyat esnekliği. Araştırma kaydı
- Öncel (1973): Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, “Katma Değer Vergisi”. DergiPark akademik makale
Kaynak bağlantılarını gerçek HTML’ye dönüştüreyim